Uzun uzun yazdım,uzun uzun susasım var oysa…

Dün kafadan kar tatili yaptık okulu,bugün valilik resmiyete döktü işi…İki gündür kuzu sarması şeklindeyiz. Gözlemliyor ve düşünüyorum böyle zamanlar da ve yine diyorum;Rabbim dağına göre veriyor kar’ını… Uyumlu ve kendine yeten,küçük inatlaşmaları,küçük kavgaları ve kavga sonucu düşen minik damlaları saymaz isek mutlu çocuklarımız var. Ev’de olmayı da,okul’da olmayı da seviyorlar,dengeliyorlar duygularını.

Onlar dengeliyorlar da,o dengeyi sağlamaya çalışmak o kadar da kolay olmuyor her zaman….                      Sanırım yaşadığım hem en basit,hem de en karmaşık durumlardan birisi çocuklarımızı büyütmek.               Basit zira çoğu kez;bir bakış,bir duruş,sarılış yeterli,karmaşık zira bazen haykırış,bağırış,çağırış da olabiliyor tercihim:(  İtiraf ediyorum kendimi kaybettiğim anlarda, kendi yolculuğuma çıkmaya çalışıyorum.

Sana söylüyorum içim, sen anla kendim!

Kendi çocuklarımız da izini sürdüğümüz kendi çocukluğumuz belki de?Onların o saf, tertemiz halleri, çocukça kahkahaları eşliğin de yeniden yaşamak gibi.Gözümüzün önünde seyreylemek büyüyüşlerini, büyüyüşlerimizi.Hani hep mutlu hatırlanır ya çocukluk dönemleri? Acaba tam hatırlayamadığımız  yahut iyiyi,kötüyü tam kavrayamadığımız için olabilir mi?

Onları anlayabilmek,sorunlarını,sevinçlerini yahut sessiz fırtınalarını yakalayabilmek ve özü,sözü bir, aklı, fikri, vicdanı hür insanlar yetiştirmek,en azından bunun için çabalamak ne büyük bir sorumluluk ve ne büyük bir sınav!

Üstelik ;Kendini,hayatı,yaşadıklarını dahi ,henüz tam kavrayamamış iken, onca yalınlığın ve yanlışlığın ile anne/baba olmak,örnek olmak ne büyük çelişki! Peki kaç yanlış götürüyordu doğruları?

Biliyorum,hepimizin yolculuğu farklı ama bu yolculuk tesadüf değil.Anne babamızı seçemiyoruz belki ama anne ve baba olmayı seçiyoruz…Yol da,yolcular da bizim seçimlerimiz. Önemli olan yolun neresin de olduğumuz değil, cevapları hangi kavşakta bulabileceğimiz?Ah o cevaplar!? Yazılı kuralları var mı hayatın?

Böyle zamanlar da okuduğum onlarca çocuk yetiştirme kitaplarının,dinlediğim nice uzmanın aksine!          Bir el tutsa elimi,yalnız değilsin kızım dese diyorum,olanca sadeliği ve görmüşlüğün verdiği tecrübe ile; Doğru yoldasın, hepimizin eksiği var,eksilerek tamamlanır herkes,acıyarak büyür dese…Limonu limonata yapan tatlı dildir ona,sevgine güven dese….Öpsem ben o elleri…Neyse:(

Oysa yaşamadan hiç bir şey öğrenilmiyor…

Bazen küçük notlar alıyorum,gördüğüm,bildiğim,duyduğum,okuduğum yahut yaşadığım.bazen ihtiyaçtan,bazen ihtiyaç fazlası…Tek dileğim benden/bizden sonra sağlam dursun evlatlarımız.Hayat ne getirir bilinmez ki?Şems’in dediği gibi ‘hepimiz ölecek yaştayız!’ Karamsar değilim,sadece düşünülmesi gerekenleri de düşünmeye çalışıyorum.Eren’imin dün akşam dedi ki; ‘siz yeter ki hiç yaşlanmayın anne,ben hep çocuk kalsam razıyım” ….Ah o hiç dillendirilmeyen,içten içe bitiren sevdiklerimizi kaybetme ,yalnızlık korkusu!

Pekala,anlatmak istediğim anlaşıldı mı bilmiyorum ama benden, hem kendime,hem çocuklarıma aşağıdaki satırlar,ömrüm el verdiğince dilim de olacak,sonrası da;Nasihat,tecrübe,kulağa küpe tadında…                Henüz tam idrak edemiyorlar haliyle ve ben de henüz söylemedim,lakin deseydim böyle derdim belki!?;

-İçine sinmeyen hiç bir şeyi,kimseye sindirme.Allahın verdiği vicdanlarımız var. Vicdanının sesini duy, kalbini dinle,huzur yolunu başkaca yolar da aramayın derim belki,

-Birisine kin tutmanın sadece bize yük olduğunu ve kalbi ağırlaştırdığını, unutmanın en büyük zafer olduğunu da söylerim belki,

-Kalbini kırıldıysa, yahut sen birisinin kalbini kırdıysan ve pişmansan; unutma ki; tek beklenilen ve çoğu zaman tek yapılması gereken;özlü,süslü sözlerden ziyade, sıkıca sarılmaktır, zira bana göre sarılmak,beni seven, kollayan, anlayan,birisi  var demektir  ve sıcacık hissettirir,her şeyi affettirir de derim belki,

-Yalnız olduğunu hissettiğin ve dahi belki de olduğun,olacağın dönemler yaşayabilirsin. Oysa hiç birimiz yalnız değiliz,lakin çoğu kez bunu bilmeyiz.İşte öyle anlar da dua et.   Nasıl birisiyle konuşarak o kişiyi var ediyorsak,Dua edip Allah ile konuşursak onun varlığını hiç unutmaz ve yanımız da hissederiz de derim belki,

-Yaşamda her zaman ama her zaman şükredilecek bir şeyler ve bu şükürlerden mutluluk duyulacak anlar vardır…Bazen görülmez hemen,fark edilmez,çokça aranınca bulunur da derim belki,

(Ve belki su an aklıma gelmeyen nicesini arada gelip iave ederim buraya)

-An itibari ile odalarında oynuyorlar ve Elif’im şöyle bir cümle kurdu;Bu bir oyun, kaybetmek yada kazanmak önemli değil,önemli olan birlikte oynamamız Eren!” (Bu da pekala, felsefik bir nasihat olabilir değil mi?;)

Belki de fazla takılmamak gerek,zamanla her şey iç içe geçer,bütün yollar birbirine kavuşur. Oysa zamangeçmez çoğu zaman,saatler ilerler sadece ve çocuklar zamanla büyür.

Zaman’dan bahsetmişken;

Bizim zamanımız da diye başlayan cümleler kurmak için yeterli yaşa geldim mi bilinmez ama yine de şimdiki zamane çocuklarını hayretler içerisinde izlemekteyim.

Elbetteki bizim onlara yaklaşım tarzımız,birey kabul edişimiz,her koşulda ve şarta sonsuz ve sorunsuz sevgimiz,araştırmacı eğitim olanakları,sosyal ve kültürel becerileri için sunulan görsel ve işitsel zenginlikler ile rehberlik edişimiz ve dahasının bu hayretler içerisin de kalma aşamasındaki katkısı çok büyük! 

Not al blogcum;

Geçen gün sınıf öğretmenleri ile görüşmelerimiz vardı okulda;çok şükür ki çok güzel şeyler duyduk evlatlarımız hakkın da,çok ca da gülümsedik;Misal;Elif’im; öğretmenine siz benim en iyi arkadaşımsınız diyormuş bazen,bazen de şimdi sizinle konuşmak istemiyorum sinirliyim!diyerek ifade ediyormuş kendisini?;)( Oysa daha dün gibi;Anniiii,Annniii diye seslenişleri?)

En çok arabada arka koltuk muhabbetlerini seviyoruz,bayılıyoruz güldüren diloglarına.Okuma yazmayı söktüklerinden beri yol bilgisayarı konumndalar!Gördükleri her tabelayı okuyorlar.Bu duygunun da tadı bir başkaymış blogcum.Sonra;arabada illaki!Radyo Fenomen dinliyorlar,üstelik nice yabancı şarkıya,şakır şakır da eşlik ediyorlar? Yabancı top 10 listesini takip ediyoruz sayelerin de;)

Elif,ben ve Eren…Ne zaman böyle 2 çiçek bir böcek gezsek o cümleyi duyuyorum?; Eren: Anne farkında mısın şu an da aranızda ki tek erkek benim!..Sizi koruyabilirim!? ” diyor. Hiç de öyle bir söylemimiz/telkinimiz yok oysa ki?..İç güdü sen nasıl bir şeysin?..Erkekim benim;)

Her sabaha karşı istisnasız yatagımıza gelen kızım,istisnasız sevinişim,her akşam okul dönüşü hasretle sarılışınız bana,hasretle öpüşüm sizi,gömülmek o yumuşacık mis yanaklara…İstisnasız ŞÜKÜR EDİŞİMSİNİZ!

Ps:Başlık boşa değil blogcum,lütfen bana kızma….Beni çifte kavrulmuş yapan çocuklarıma yazdım uzun, uzun,zira huzursuzdum alamadığım notlar için,çok fazla anlatacak bir şey bulamıyorum bu ara,ana başlıklar hep aynı ben,aşkım,çocuklarım ve dahi yama! Hem yazmak dediğimiz ne ki?; Hepimizin her gün yaşadığı hayatın/duyguların evirip çevirip,allanıp pullanıp, bazen de çamurlanıp sunulması hali! Yanlış anlaşılmasın emeğe/emeğime saygı duyuyorum lakin yazmak benim için keyif veren bir şey olarak kalsın istiyorum.

Neyse,iyiyim…Belki de kışın karası sebep ama bu ara böyle hissediyorum,ufak bir mola istiyorum.

Hepinizi ve bana kattıklarınızı çok seviyorum.

Sağlıcakla.

BEN, BLOG, BLOG DOSTLUĞU, FOTOĞRAFLARIM, HATIRDA KALSIN, İÇ SES, İÇİMDEN GELDİ, İKİZ ANNELERİ, KIZIM, OĞLUM, ŞİMDİ OKULLU OLDUK, ŞÜKÜR kategorisine gönderildi | 22 yorum

Yama…

Koşulsuz sevmelerini,sebepsiz sevinmelerini,oyunbazlığını,çocuklara ve bize karşı olan sabrını, oburluğunu, elma çalışlarını,toprak kazışlarını,çiçek koparışlarını,her türlü muzurluğunu, havlamalarını,boynunu büküp mahsun bakışlarını,ıslak burnunu,kara gözlerini,sarı tüylerini ve dahi köpek kokunu bile özledim/özledik…

Meğer ne çok sevmişiz!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Not al blogcum:Şafak:2o!

FOTOĞRAFLARIM, İÇİMDEN GELDİ, YAMA kategorisine gönderildi | 13 yorum

Melek’ler şahit olsun…

Sanırım 8-9 ay olmuştur,belki de daha fazla?Can arkadaşım dedi ki;Meleklerle tanışmak ister misin?Ben hafif ürkek olur dedim,neden olmasın?Bir heves önce kitaplarımızı aldık, sonra da randevumuzu;Beki İkala Erikli/Meleklerle Yaşamak…

Bir cumartesi günü,bey evde çocuklarla,ben düştüm seminer yollarına.Gittik,tüm salon kadın!(E tüm kadınlar melekti nitekim!;)

Beki hn.geldi,anlatmaya başladı.Şifacı meleklerden,yardımcılara kadar; İsimleri, görevleri. Hangisinden neyi istemeliyiz?Meleklerden gelen işaretleri nasıl takip etmeliyiz şeklinde uzun uzun anlattı.

Evet meleklere inanıyordum lakin her duam da gönlümden geçen ne varsa sadece Allah’tan istiyordum.Bu bana çok daha mantıklı geliyordu.O zaman bu hanım meleklerin, benim bilmediğim isim ve görev tanımlamalarının haricinde farklı olarak ne anlatıyordu?Üstelik birebir melekler ile konuştuğunu ve onlar ve görevleri hakkında bilgileri de böylece edindiğini anlatıyordu. Spiritüel alemler içerisindeydim?

Ev’de,araba’da,yol’da karşımıza çıkacak tüyler işaretlerin en önemlilerindendi.Tüy’mü?Montum kaz tüyündendi ve ara ara içinden tüyleri dökülmekteydi.Ekmek verdiğim kuşların tüyleri bahçemize dökülüyordu.Buna göre melekler şehrinde yaşıyor sayılabilirdim!..Hem Melekler neden işaret bıraksınlardı ki?. Ben buradayım,biz buradayız, Allah’a ve meleklerine inan!Dinim gereği onlara inanıyordum,bunun için iz peşinde koşmak yerine olağan mucizelere bakmam; su,nefes, çocuklar,gökyüzü,çicek, böcek,toprak vs.bize sunulan nice,nice nimetin farkın da olmak ve şükretmek yeterli değil miydi?                  Gözle görülmeyen varlıklara simgesel bir kanıta gerek duyulmuştu ve bu alışageldği üzere elbetteki Tüy’dü! Açıkcası benim burada ne işim var?diye düşünmeden edemedim!..

Bir ara,gözlerimizi kapattırıp meditasyon yaptırdı.Benim daha önce böyle bir deneyimim olmamıştı.Dolayısıyla ortama adapte olamadım ve herkes gözleri kapalı ”Hımmmmm”lar ve çakralarını açmaya çalışır iken,bir yandan gülmemek için dudaklarımı ısırdım,bir yandan da insanları izledim.Bazen ortamlara uyum sağlayamıyorum?

Nihayetin de seminer bitti,lakin biz öncesinde kendisi ile birebir görüşmek için randevu da aldığımız için bekledik…Her ne kadar anlatılanlar ve uygulama şekillleri çok içime sinmese de heyacanlıydım,bir dolu soru hazırladım;Öte dünya’dan annemle ilgili,bu günümden sıkıntılarım,üzüntülerim ve sonuçları ile ilgili ve dahi geçmiş,gelecek?Biliyordum ki yaptığımız bir nevi fal gibiydi.Ve bana göre günaha da giriyorduk.Yine de yolumuzdan dönmedik ve kapıdan içeri girdim;

Sorularımı sordum,sorularım iletildi? ve cevapları bana anında söylendi…O kısımlarda yine ortama uyum sağlayamayan,araştırmacı gazeteci modunda bakınırken,ne ilginçtir ki arada gelen cevapların bir çoğu nokta atışı şeklindeydi.Şaşkındım.Şimdi düşünüyorum da belki de duymak istediklerimi duydum ama sonuçta garip bir şekilde ferahlamış olarak çıktım o odadan.Duyduklarım ben de ve eşim de.

Melekleri melek oldukları için severim,biblolarını topluyorum uzunca süredir. Halen onlara bakıp gülümsüyor,sonra da tozlarını alıp yerlerine koyuyorum.Duamı Allahıma ediyorum. Bazı gün isterim,isterken utanırım zira melek yada insan hiç bir zaman,hiç kimseye bir şey buyuramam. Zira Melekler yardım edeceklerse Allahım ne yapacağını,nasıl yönlendireceğini bilir diye düşünüyorum.Hayır da, şer de O’n dan.

Ps:Kaç ay geçti üstünden yazmadım,zira bu paylaşımdan farklı anlamlar çıkarılabileceğinden çekindim. Ama şu sıra her yerde meleklerle ilgili yazılar ve dahi kitaplar olunca iki kelam etmeden geçemedim.Nihayetinde eksisi ve artısı ile yaşadıklarımı yazdım.Kimseyi iyi yada kötü etkilemek istemem.İsteyen istediğine inanmakta ve uygulamakta özgür, her ne kadar ben Melek ritüelleri tümüyle uygulamasam da dua’nın gücüne inancımla birlikte iyi niyetle,güzel betimlemeler yapan paylaşımlar da bulunmak bana kendimi iyi hissettiriyor.

Son olarak anneciğimin söylediği dua kulaklarım da;

ALLAH’IM; Yattım sağıma, döndüm soluma, dayandım Allah’ıma, Melekler şahid olsun,   Dinime ve imanıma, sabaha çıkarsam inşallah,Eşhedü en lâ ilâhe ……………………………

BENİM İÇİN BİR İLK, BİLİYORUM SEN BİR MELEKSİN, DOSTLAR, DÜNDEM, FOTOĞRAFLARIM, İLGİ ALANLARIM, KİTAP, PAYLAŞMAZSAM OLMAZ kategorisine gönderildi | 15 yorum